Menderes Bulgurca‘dan Kaplanboğazı (29 Kasım 1992)

NOT: Bu yazı, Blog Sayfamda yazmaya başlamadan önceki yıllarda, her doğa sporları etkinliğimden sonra kendim için hazırladığım notlardır. Bu notlarımı tükenmez kalemle, yani herhangi bir düzeltme yapmadan, bir çırpıda ve ağırlıklı olarak tek bir sayfada bitiriyordum. Neticede bunlar, ileride sadece benim okuyacağım “KENDİME NOTLAR” başlığı altına toplanabilecek, adeta işlenmemiş HAM yazılardır; ancak bu haliyle dahi ismi geçenler için anıları tazeleme tadı verebilmektedir.“


29.11.1992

Menderes Bulgurca‘dan Kaplanboğazı

Güneşli, güzel bir kış sabahı.Ayşen ve Can ile sabah 8:40’ta yola çıktık ve Bulgurca‘ya ulaştık. İlk gelen otomobillerle (Sezai ve Frank) Bulgurca çıkışından sağa (Bulgurca levhasından sonra) saptık, ileride dağlara yaklaşınca toprak yoldan sola döndük ve tel örgüler içindeki orman evi denilen yere ulaştık. Biraz sonra iki otobüs ve bir minibüs geldi. 7 tane de otomobil vardı. Sayımız 147. Aliağa‘dan Emel Bey. Hemen orman evinin yanındaki yoldan, köyün içinden ormana girdik. Hava çok güzel. Rüzgârsız ve güneşli. Üstümüzdeki kazakları çıkardık. Ben de kısa pantolona geçtim. Can’ın çantasını düzeltirken geride kaldık. Neyse grubu yakaladık. Artçının hiç ilgilendiği yok. Aklıma gelmişken: Kani bey gene beni artçı yapmak istedi. Ailemle beraber olacağımı söyledim. Niçin Sezai değil dedim. Öncü dedi. Erol’u artçı yaptı. Sonra benim ısrarlarımla Erol’da artçılığı aldı ve Sezai’ye verdi. Kendisi de Öncü.

Orman içinde yürüyoruz. Hiç ses yok. Kuş sesleri dışında. Çamların nemli yaprakları da yumuşak. Hava çok güzel. Etrafta papatyalar! Kasım papatyaları. Beyaz çiçeklerin alt kısımları pembe. Yani dışı kırmızı içi beyaz, ortası sarı. Tamamen açınca beyaz oluyor.

Orman bitişinde vadi içindeki toprak yola ulaştık. Ayşen hala Sevgi’yle konuşuyor, pardon dinliyor! Vadinin iki tarafında yüksek kayalık tepeler ve kayaların arasından fırlayan çamlar. Derenin şırıltısı duyuluyor. Küçük çağlayanlar ve göletler yapmış. Ormanda çalışan işçilerin tahta ve naylonlardan yapılmış evlerini geçiyoruz. Atları için de naylon evler yapmışlar . Her evin önünde köpekler, etrafta tavuk ve ördekler. Tabii bir sürü çocuk ve bulaşık yıkayan kadınlar. Ormanda motorlu testere sesleri: Adamlar çalışmada!

Saat 12:30’da işçi lojmanların ilerisindeki yıkık köyün üst kısmında mola veriyoruz. Çay ile sandviçleri yiyoruz. Ayşen‘le gazete okuduk. Kani bey Erol’a koro kurdurdu, fasıl yaptılar. Dönüşte artan meyveleri işçi aileleri ve çocuklara dagitiyoruz. Mehmetçik Vakfı’na yardım topladık. 1 milyon TL’yi geçtiğimiz söylendi. Afyon İzmir yürüyüşü tartışıldı. Olumlu olumsuz görüşler ileri sürüldü. Ali dayının grubu yürüyüşü gerçekleştirecekmiş.

Dönüş yolunda da hava çok güzeldi. Manzara harika. Ayşen‘le sürekli çok iyi bir gün olduğunu söyledik durduk.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir